Bakırköy’de iki farklı karakter, aynı sayfada buluşuyor: Elif ve Nil. Ben Elif; otuz yaşındayım, sakin ve dinlemeyi seven biriyim. Nil ise yirmi yedi yaşında, enerjik, konuşkan ve ortamı hemen ısıtan biri. İkimiz farklıyız ama bir arada iyi bir denge oluşturuyoruz. Bazen tek başıma görüşürüm, bazen Nil’le birlikte. Karşımızdaki insanın tercihine göre şekilleniriz.
Geçenlerde bir misafirimiz, “ben sadece konuşacak birini arıyorum” dedi. Nil hemen ortamı yumuşattı, ben de ona kendi hikâyemi anlattım. O akşam hiçbir beklenti olmadan, sadece üç insanın birbirini dinlediği bir sohbet oldu. Sabah ayrılırken “bu kadar rahat hissedeceğimi bilmiyordum” dedi. İşte bizim için önemli olan bu: gösteriş değil, gerçek bir paylaşım. Yüzeysel buluşmalar bize göre değil; anlam kazanan, hatırlanan anlar biriktirmek isteriz.
İkimiz de kendimize özen gösteririz. Ama bu, dışarıdan görünen bir gösteriş değil; içten gelen bir düzen ve temizlik anlayışı. Küçükken annemiz bize “önce kendine saygı duy, gerisi gelir” derdi. Hâlâ o sözü hatırlarız. Ben daha sakinim, Nil daha hareketli. Ben derin sohbetleri severim, Nil kahkahayı. Ama ikimiz de karşımızdaki insanı dinlemeyi, anlamayı önemseriz.
İki farklı karakteri aynı anda tanımak istersen, bize yaz.